Şah-Mat

Perşembe, Nisan 5, 2007 -Kategori: siirler



Biz satranç oynar gibiyiz seninle aşkta
O kadar iyisin ki bu oyunda,
yeniliyorum sürekli sana.
Yaptığın hamlelere dayanmıyor diktiğim kaleler.
Erleri bırakıp atlarla geliyorsun üzerime.
Sonra benden şefkat bekliyorsun
tekrar tekrar oynayabileyim diye.
Bir adım attın şimdi onlarca adım bekliyorsun benden,
kuralları dinlemeden.
Kazandığın yeter.
Kırmayalım birbirimizi
Berabere bitsin oynadığımız bu son oyun
Artık bir başka şah bul kendine.
Bir başkasını sev, bir başkasını iste.
Savaşmak istemiyorum artık seninle.



5.04.2007

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Giderken (Çukur)

Cumartesi, Mart 31, 2007 -Kategori: siirler

Bilerek mi yanına

almadın giderken

başının yastıkta

bıraktığı

çukuru

Güveniyordum

oysa ben sevgimize

vapur  iskelesi

yada tren istasyonundaki

saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi

bir de annem terketmişti  

ki göbeğimde durur

onun yokluğundan

bana kalan

çukur


sunay akın

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Herkes Gibi

Cuma, Mart 23, 2007 -Kategori: siirler

HERKES GİBİ

 

Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

 

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
 

Temmuz 1920
 
 
«BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN»
 

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

 

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

 

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

 
1918

 

   Nazım Hikmet RAN

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Perşembe, Mart 15, 2007 -Kategori: siirler

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum, oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki "söz ver kendine"
Denizleri seveceksen, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, sadece hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım.
Nietzsche



Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bayan "düğme" ile bay "ilik"

Perşembe, Mart 1, 2007

...


Biri çıkıp da deseydi:

“Sen düğme o ilik, uzun sürmez bu birliktelik…

Öyle sonsuza kadar bağlı kalamazsın hiçbir şeye.

“ O olmazsa yaşayamazmış.” saçma…Bu güne kadar sırf bu yüzden ölenini görmedim.

Öyle körü körüne sevmeyeceksin.

Yapışıp kalmayacaksın, ayırırlar.

Sen çok seversin, o daha az, kırılırsın.

Sen az seversin, o daha çok, kırarsın.

Acıma, acıtma.İlla sahipleneceğim diyorsan kendine sahip çık.

Çünkü sana sahip olan bir tek o.

Düğme olma, ilikler bir gün gelir ayrılır.

Hayatı bile her an avuçlarından kayıp gidecek bir sabun gibi yaşa.

Köpüklerin tadını çıkar gözüne kaçırmadan…”

Biri şöyle usulca fısıldasaydı kulağına tüm bunları, o zaman belki böyle olmazdı.

Belki de gördüğün tüm kötü rüyaları hayra yorardın o zaman.


Ömür İsfendiyaroğlu

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Güçlü Kadınlar

Perşembe, Şubat 22, 2007


Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan.Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen.Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler.Evdeki tüm tamirat, tadilat işlerinden anlarlar.Bir erkeğe mecbur kalmadan hayatlarını da devam ettirebilirler.Faturalarını da kendileri yatırırlar.Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar.Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler.Özgürlüğü severler, dik durmayı da, güçlüdürler çünkü.

Aşık olduklarında hissederek yaşarlar.Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler.Sevdiklerinde problem çıkarmazlar.Bütün gün çalışıp durduktan sonra, akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde, hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her nerdeyse onun olduğu yere giderler.

Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan, yansıtmazlar çünkü.Para var mı, iş yerinde sıkıntı mı oldu, birine canı mı sıkıldı, hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği.Çünkü istemezler kimse onlara acısın.

Sonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz.Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür.Eskaza dayanamayıp sorunları paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın, tahammül edilmez kadın damgasını yerler.Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar!Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini, içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber.

Sonra bir dosttan, eşten ya da tanıdıktan duyarlardı ki onu terk eden adam gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış.Erkekler çok severler böyle kadınları.Birinin onlara muhtaç olduğunu görmek birçok duygusunu okşar erkeğin.Onlara kendini erkek gibi hissettirir!Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.

Mesela fatura falan yatıramazlar, anlamazlar çünkü.Nerden yatırılır onu da bilmezler.Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı.Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları,kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler.Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar.Akşam eşleri eve geldiğinde bugün nereye yemeğe gidelim, diye sorarlar.En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler.Zayıf kadınlar, doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere.Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar.Huysuzluk da ederler ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine.Hiçbir şeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar.Pek teşekkür etmezler, kıskançlık krizlerini de severler.Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını da karartırlar.Erkekler bu kadınları asla terk edemezler.Çünkü o güçsüz, kırılgan bir kadındır.Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur.Koruyup kollanmalıdır her an o!Zayıf kadınlar hiç çökmez, buruşmaz ve yıpranmazlar.Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır!

Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar.


Aylin Kotil



Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Time

Pazar, Şubat 18, 2007 -Kategori: tavsiyeler



Kim Ki-Duk' un 13. filmi  "Time" orjinal ismi ile "Shi-Gan"
Her insanın başına gelebilecek bir hikaye değil bu.
Filmin farklı olması, sıradan olabilecek bir hikayeyi sıradışı hale getirmesinde yatıyor.Sevgilisinin kendisinden sıkılmaya başladığını düşünen aşırı kıskanç kız, çözümü kendini değiştirmekte bulur.Estetik ameliyatla tüm bu monotonluğun değişeceğine inanır.Fakat iyileşme sürecinde geçen "zaman", onun için farklı sevgilisi için farklı geçer."Neden yaptın bunu?" diye soran sevgilisine kız,"her şeyi alıp götüren zamandan korktum" der.
Evet zaman her şeyi alıp götürür, bazen sevdiklerimizi bile...

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

Me myself and I

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro