Miş'li Geçmiş Zaman

Pazar, Mart 23, 2008

öyle kendini salıvermek istediğin bir gün,

pişmanlıkların üzerinden şöyle bir geçmişsin, iyi bir dostun varmış eskiden,  içeri girdiğinde yasemin kokusunu ta içinde hissettiğin bir avlusu varmış evinin, ona uğramışsın o sabah bir kahvesini içmişsin, hal hatır faslı kısa sürmüş ama dedikodularını bol tutmuş muhabbetin...eh yol uzun, biraz da dertler var peşinden koşacak.güle güle demiş, ama dert bu ya bir türlü gülmemişsin.

yol boyunca peşinden gelmiş bu dertler sana hesap sormuşlar, karşına bir çok yol çıkmış, ne de olsa hep bir kararsızlık var içinde ve sen yine yanlış yolu seçmişsin.kaybolmuşsun sanki, kimseye ulaşamamışsın, yoluna çıkanlar söz vermiş sana şu yoldan ilerle sola dön doğru yolu bulursun demişler, ötekisi ne demişti, sanırım düz git, genç bir adam daha vardı o da ilk sağdan demişti sanki...kafan da karışmış şimdi kime inansam derdindesin belki.yol bu başı da var sonu da demişsin.en fazla ne olabilir ki? olmuş biliyor musun?daha kötüsü gelmiş başına,sen ağlamışsın sonra gözyaşlarını akıtmışsın hem yürümüş hem ağlamışsın,rüzgar mı çıkmamış, güneş mi kavurmamış,susuz kalmışsın ama yine de yılmamışsın.

biri çıkmış mola demiş.dinlenmeyen bir deli söylemiş, sen durmadan dinlemişsin.o da sana biraz ekmek biraz su biraz da ümit vermiş.sen bu yolun en güzel yolcususun daha yorulacaksın biraz uyu demiş.uyuyan güzel gibi öyle yüzyıl sürerse ben seni öperim demiş diğeri.çok uzaktan gelmiş sesi, uyku da bastırdı derken gözlerin kapanıvermiş.

rüyada her zaman ki rüya, eski günler, mutlu günler varmış.senin daha az derdin daha çok neşen varmış.biri gelmiş sonra sanki cadı, sanki şeytan, sanki iblis, yada dost sandığın bir düşman. anlamışsın her şeyi o an.elinde bir tek fotoğraf ve boş bir defter kaldığı an.gözlerinin dolup dolup boşaldığı an.çalmış tüm sevdiklerini.seni sersefil bırakmış.onlar da masal bu ya, yada gerçek olsa ne fark eder kanmışlar o hırsıza.yalan söyleyecek hali yok, hep sen inanmışsın ona, bu defa onlar…korkudan yada her yerini kaplayan ateşten, uyanmışsın bir anda bu kabustan.üstünü örtmüş biri sen uyurken, o deliydi galiba bunu yapan.o deliydi, o dediydi, o denizdi…

Bir anda etrafını kaplamış deniz kokusu.sen denizi çok severmişsin, dalgalarını bir mucize gerçekleşir gibi izlermişsin, akşam olup da deniz karanlığa büründüğünde Ay’ın yardımını beklermişsin.yolun bu manzarayla devam etmesini çok beğenmişsin.ayak parmakların senden daha şanslıymış bu konuda.ilk önce onlar keşfetmiş o serin suyu…hem gülmüş hem de ıslanmışlar, yok yok demişler sen giremezsin.bünyen zayıf yoruldun da azıcık akşam oldu bile hava serinledi, açıkmışsın da sanki.devam etmişsin ardında bırakmışsın o serinliği, o sessizliği, o dinginliği.

Bir daha hiçbir yerde bulamam bu huzuru demişsin ama bulmuşsun.yolun sonu daha gelmeden yanına bir yolcu daha gelmiş.sana en güzel anları vaat etmiş.sırtına almış seni yorulunca, terini bazen de gözyaşlarını silmiş ağlayınca, önce o inmiş yukarıdan sonra senin elini tutmuş, sarılmış bırakmamış, öpmüş bırakmamış, çok sevmiş bırakmamış, gülmüş güldürmüş bırakmamış.

Sabah içtiğin kahvenin, yaseminin, denizin, ekmeğin kokusu bir bir geçmiş aklından üzüntülerin kederlerin kahkahaların, güzel günlerin eskiye dair ne varsa, geride kalmış.yenilerine yer açmışsın farkında olmadan.artık yolun nerede son bulacağını umursamadan yürümüşsün, yürümüşsün, yürümüşsün durmadan…

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

Me myself and I

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro